Yukarı
Çık
Av. Doğan Güney YILMAZ

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi`ne Başvuru

14 Haziran 2016, Salı

KISALTMALAR

AİHM :Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
AİHK :Avrupa İnsan Hakları Komisyonu
AİHD :Avrupa İnsan Hakları Divanı
AİHS :Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
Bkz :Bakınız
İHEB :İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi
m. :Madde
No :Numara
s. :Sayfa
v. :Versus (karşıt)

GİRİŞ

İnsanlığın gelişimi, insanların hak ve özgürlüklerine sahip çıkma eğilimini de beraberinde getirmiştir. İnsan hakları, insanların doğuştan sahip oldukları, devredilemez ve dokunulmaz ırk, din, dil ve cinsiyet ayrımı gözetilmeksizin tüm insanların yararlanabileceği haklardır. İnsan haklarının haklar hiyerarşisinde en üst sırada yer alması, bu hakların ihlal edilmedikleri anlamını taşımamaktadır. İnsanlık tarihinde sıkça görülen savaşlar, katliamlar, insan dışı muameleler ve kölelik gibi birçok olgu, insan haklarının bariz ihlallerini teşkil etmektedir. Bu tür olayların tekrarlanmaması için devletler bu hakları korumaya yönelik yasama faaliyetlerinde bulunagelmişlerdir. Fakat devletlerin insan haklarını iç hukuklarında koruma çabaları yeterli olmamış, devletlerüstü bir sözleşmenin ve yaptırım mekanizmasının eksikliği 2. Dünya Savaşı sonrası daha çok hissedilmiştir. Bu eksikliğin giderilmesi amacıyla Avrupa Konseyi Üyesi devletler biraraya gelmiş ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni imzalamışlardır.
AİHS'in önemli özelliklerinden bazıları, ondan önceki insan haklarını koruma altına alan diğer sözleşmelerinin çok önemli bir eksiğini kapatması, sadece insan haklarının ne olduğunu belirtmekle kalmaması, aynı zamanda bir yaptırım mekanizması getirerek Sözleşmeyi imzalayan devletlerin sözleşmeye aykırı davranışlarını cezalandırma amacıyla bir sistem geliştirmesidir. Yaptırım mekanizması Avrupa İnsan Hakları Komisyonu, Avrupa İnsan Hakları Divanı ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'den oluşmakta idi. İhlal durumunda AİHS Devlet başvurusu ve Bireysel başvuru hakkını öngörmekteydi. Zamanla bu üç organ temelindeki mekanizma başvuruların çoğalması, işyükünün artması ve yargılama prosedürünün uzun olması nedeniyle işlevini yitirme noktasına gelmiştir. Bu durumun çözümlenmesi için AİHS'e 11 Numaralı Ek Protokol düzenlenerek yaptırım mekanizması Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi adı altında tek bir yargı merci olarak değiştirilmiştir.
Bu çalışmamızda ilk olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni hazırlanışı, kapsamı, öngördüğü denetim mekanizması, uygulama prensipleri açısından inceleyerek, ikinci bölümde sözleşmenin yaptırım organı olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, örgütlenme şekli, son olarak ise Mahkeme'nin işlerliğinin en önemli unsuru olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurunun nasıl yapılacağını, başvuru çeşitlerini ve başvuru prosedürünün nasıl işlediği hakkında bilgi vermek istedik.

I)AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ

A) GENEL OLARAK

Avrupa Konseyi üyesi devletler, Avrupa Konseyi'nin amacını, insan hakları ve temel özgürlüklerin korunmasını üyeleri arasında güçlü bir birliğe ulaşarak başarmak şeklinde belirlemişlerdir.1 Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa Konseyi'ne üye ülkelerin insan hak ve temel özgürlüklerini korumak ve güvence altına almak amacıyla kabul etiikleri uluslararası bir antlaşmadır. İkinci Dünya savaşının yıkıcı ve telafi edilemez etkilerinin ardından on Avrupa ülkesi2 tekrar böyle bir savaşın ortaya çıkmasının engellenmesi amacı ile 5 Mayıs 1949 tarihinde Londra da toplanarak Avrupa Konseyi statüsünü imzalamışlardır. Konsey statüsü 03.08.1949 tarihinde yürürlüğe girmiş ve Türkiye Konseye 08.08.1948 tarihinde katılmıştır.
1950 tarihli Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Avrupa Konseyi bünyesinde hazırlanmış ve 1953 yılında yürürlüğe girmiştir.3 Bu sözleşmenin hazırlanmasındaki amaç, 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde düzenlenen bazı hakların ortak güvenceye alınması idi. AİHS her ne kadar İHEB’ deki hakları güvenceye alma amacı gütse de koruma altına aldığı haklar İHEB'den daha sınırlıdır. AİHS demokratik devlet yapısını yaşatacak şekilde hak ve hürriyetlerin sınırsız olmadığı bilinci ile yaratılmış bir sözleşmedir.4 AİHS'te yer alan başlıca haklar: Yaşama Hakkı (m.2), İşkence Yasağı(m.3), Kölelik ve Angarya Yasağı(m.4), Özgürlük ve Kişi güvenliği(m.5), Adil Yargılanma Hakkı(m.6), Suç ve Cezaların Kanuniliği (m.7), Özel Hayatın Korunması(m.8), Düşünce, Din ve Vicdan Özgürlüğü (m.9), Düşünceyi Açıklama Özgürlüğü (m.10), Toplanma, Dernek ve Sendika Kurma Özgürlüğü (m.11), Evlenme ve Aile kurma Hakkı ve Özgürlüğü (m.11), Sözleşmeden herkesin hiçbir ayrım (din,dil,ırk,cinsiyet ayrımı) gözetmeden yararlanabilmesi (m.14) hakkıdır. Sözleşmedeki sınırlı sayıdaki hak ve özgürlükler ve bu hakların korunması için oluşturulan denetim mekanizmasının işleyişi ek protokoller ve divan içtihatları ile genişletilmiş ve bazen de değiştirilmiştir.5 Şu an AİHS 13 protokolü kapsamaktadır, sözleşme ve Protokolleri’nde yer alan hak ve özgürlükler, sınırlı olarak sayıldığından bunlara yorum yoluyla yenilerini eklemek mümkün değildir.6
AİHS'in esas önemi, güvence altına aldığı temel hak ve özgürlüklerden ya da Avrupa Konseyi'nin temelini oluşturmasından değil, ortak güvence sistemine dayanan uluslararası bir yargısal denetim mekanizması kurmasından ve bireye sağlanan güvenceleri bir yaptırıma bağlamasından ileri gelir.7 11 no.lu protokol öncesinde Sözleşmedeki hak ve özgürlükleri devletlere karşı denetleme görevi Sözleşme ile Avrupa İnsan Hakları Komisyonu, Avrupa İnsan Hakları Divanı ve Bakanlar Komitesine verilmiştir8.11 Nolu Ek Protokol ile Divan ve Komisyondan oluşan ikili denetim mekanizmasına son verilerek, AİHM sürekli görev yapan ve sözleşme ile oluşturulan denetim mekanizmasının tek organı olarak düzenlenmiştir. 11 Nolu Ek Protokol denetim mekanizmasında köklü değişiklikler getirmesine karşın sözleşme ve ek protokoller ile korunan haklar bakımından bir değişiklik söz konusu değildir.9
AİHS'te yer alan hakları sınırlandırılabilen (mutlak olmayan) ve sınırlandırılamayan (mutlak haklar) olarak ikiye ayırabiliriz. Sınırlama nedenlerinden bazıları; kamu düzeni, kamu güvenliği,ülke bütünlüğü,ulusal güvenlik,başkalarının haklarının ve özgürlüklerinin korunması... olarak sayılabilir. Fakat bu sınırlamaların uygulanabilmesinin en önemli ölçütü bu sınırlamaların demokratik toplum gereklerine uygun olması ve hakkın özüne dokunmamasıdır.10 AİHS'te yer alan ilk 5 madde hakların sert çekirdeği olarak nitelendirilir ve AİHS bu hakları ihlal eden düzenlemeleri engellemektedir.

B) AİHS'İN UYGULANMASI

a) Kişi Bakımından Uygulama

AİHS'in 1. maddesi11 sözleşmenin kişi bakımından uygulanmasını gösterir.12 AİHS m.1'de AİHS'in uygulanacağı kişiler, devletlerin kendi yetki alanları içinde bulunan bütün kişiler olarak belirlenmiştir. Sözleşmenin yargı yetkisi içinde olmak kavramını irdelediğimizde devlet ile kişi arasındaki bağın vatandaşlık veya milliyet gibi bir bağ olmadığını görürüz. 
Bu kişiler vatansız veya yabancı olsalar da bu sözleşmeyi imzalayan bir devletin yargı yetkisi içinde oldukları sürece sözleşmenin bu kişilere uygulanabileceğini görürüz. Kişi bakımından uygulamada m.1 genel kural olsa da sözleşmenin bazı maddelerinde yer alan istisnalar da bulunmaktadır. Örneğin Özgürlük ve Güvenlik hakkının istisnası olan AİHS m.5/113'de yer alan d fıkrasında “küçük”ten söz edilmekte ve m.1'deki kişi kuralı istisna için de olsa sınırlanmaktadır.

b) Yer Bakımından Uygulama

AİHS m.1 yer bakımından uygulama için de belirleyicidir. Taraf devletlerin yargı yetkisi sözleşmenin hangi sınırlar dahilinde uygulanancağını gösterir. Yargı yetkisi kavramının devletlerin ulusal sınırı kavramından daha geniş algılanması gerektiği AİHM içtihatlarıyla genişletilmiştir. 14 
Buna örnek olarak Loizidou davasını örnek verebiliriz.Loizidou davası Temmuz 1998 tarihinde Kıbrıs Rum Kesimi Vatandaşı olan Loizidou’nun Girne’deki taşınmazlarını 1974 tarihinden itibaren kullanamadığı gerekçesiyle, Türkiye’ye karşı bireysel başvuruda bulunmasıyla ilgilidir. AİHM bu davada Türkiye'nin ulusal sınırlarını içinde yer almayan Kıbrıs'ı da yargı yetkisi içinde kabul ederek AİHS'in uygulanabilir olduğuna ve Türkiye'nin sorumlu olduğu yönünde bir karar vererek tazminata hükmetmiştir. Bu kararda da olduğu gibi Mahkeme AİHS'in uygulama alanının ulusal topraklarla sınırlı olmadığı ve devletlerin kamu makamlarının ülke dışındaki eylemlerinden de sorumlu olduğu sonucuna varmıştır.

c)Zaman Bakımından Uygulama

AİHS'in zaman bakımından uygulanmasında kural Sözleşmenin onaylanması ile yürürlüğe girmesidir, ve bu kural m. AİHS m.59/215'de belirtilmiştir. Fakat her ülkenin sözleşmeyi onaylama tarihi farklı olduğundan sözleşmeyi sonradan imzalayan devletler için sözleşme onay belgelerinin Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği'ne verildiği an yürülüğe girmiş sayılır.16 Sözleşlemenin uygulanmasının sona ermesi ise AİHS m.5717 ile belirlenmiştir.Bu maddeye göre sözleşmeyi feshetmek isteyen devletler 6 ay öneceden feshi ihbarla ilk 5 yıl içinde olmamak koşuluyla sözleşmeyi feshedebilir. Fesih tarihinden sonraki eylemler için fesih eden ülke AİHS kapsamında sorumlu olmaz.

C) EK 11. PROTOKOL VE ÖNEMİ

a) 11 No'lu Protokol Öncesi Denetim Mekanizması

AİHS'in kurduğu Denetim mekanizmasının yeniden yapılandırılmasına ilişkin ek protokol'den önce denetim mekanizması daha önce de belirttiğimiz gibi 3 organın faaliyetiyle yürümekteydi. Bunlar: Avrupa İnsan Hakları Komisyonu, Avrupa İnsan Hakları Divanı ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi idi. Sözleşmede öngörülen haklardan herhangi birisinin ihlal edildiği iddiasıyla başvuru yapıldığında öncelikle AİHK bu başvurunun kabul edilebilir olup olmdığını incelerdi.18 
Komisyon red kararı verdiğinde verilen kabul edilemezlik kararı niteliği itibarıyla kesin olup, bu kararla denetim süreci son bulmaktaydı19. Bir başvurununkabul edilir bulunması halinde ise Komisyon bir yandan olayların saptanması için soruşturma yaparken diğer yandan uyuşmazlığın dostça çözümü için faaliyette bulunmaktaydı.20 Komisyon başvuruyu kabul edilebilir bulduğunda bir rapor hazırlardı. Komisyonun hazırladığı rapor diğer organlar için bağlayıcı değildi ve zamanında AİHD'na gidilmesi durumunda ancak AİHD davalara bakabilirdi. 
AİHD, Sözleşmede öngörülen denetim sistemini yargı organı idi.21. Buna göre bir davanın Divan önüne getirilebilmesi için öncelikle ilgili taraf devletin Divanın yargı yetkisini bir bildirimle kabul etmesi gerekmekteydi.22 AİHD'deki prosedür başvuruyu yapan devletin sözleşmenin yetkisini kabul edip etmemesinde göre değişmekteydi.AİHD'nın verdiği karar kesin nitelikteydi. 11 Nolu Ek Protokol öncesinde başvuru konusunun divanın önüne getirilememesi durumunda, başvuru hakkındaki son kararı Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi vermekteydi. Ayrıca Komite Divandan çıkan kararları ilgili devletler tarafından yerine getirilmesini denetleme görevini de üstlenmekteydi. Komite denetleme görevine 11 Nolu Ek Protokol sonrasında da devam etmektedir.23

b) 11 No'lu Protokol'ün Hazırlanış Nedenleri

11 Nolu Protokol ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin oluşumunda, yetki ve yargılama usulünde son derece önemli değişiklikler gerçekleştirmiş; bu değişiklikler, protokolün gerekçesinde açıklandığı üzere, “Avrupa Konseyi üye sayısındaki artış ve üyelik başvurularındaki yoğun talep nedeniyle hakların korunmasındaki etkinliği sürdürmek ve geliştirmek amacıyla denetim mekanizmasını yeniden yapılandırmak’’ biçiminde ifade edilmiştir. 11 Nolu Ek Protokol öncesinde Komisyon'a başvuru prosedürü oldukça karmaşık idi. Komisyon son yıllarda başvuruların %80'ini red etmekte ve bu kadar sıkı bir inceleme çoğu başvurucunun mağduriyetine yol açmaktaydı. 24
Kuruldukları tarihten itibaren ilk çeyrek asır süresince, insan haklarına saygı ilkesinin yargısal denetiminde, son derece etkin, seri ve bağımsız çalışabilen Komisyon ile Divan, Sözleşmeye taraf ülke sayısındaki artış ve kişisel başvuru hakkının kullanılmasındaki yoğunluk olguları karşısında giderek etkin, seri ve bağımsız çalışabilme vasıflarını yitirme noktasına gelmişlerdir.25 
1990’ların başında 23 olan Sözleşmeye taraf devletlerin sayısının 1999 yılına gelindiğinde 41’e yükselmesi , adaletin geç işlemesi probleminin büsbütün artmasına neden olmuş, 1981 yılında Komisyona 404 başvuru kaydedilirken, 1993 de bu sayı 2.037’ye, 1997’de 4.750’ye yükselmiştir26.
Tüm bu yukarıda saydığımız nedenler yargılandırmayı hızlandırmaya,yargılama süresini kısaltmaya ve Mahkeme içtihatlarında tutarlık sağlamaya yönelik bir mekanizma ihtiyacını doğurmuştur.27 Protokol bu eksikliklerin giderilmesi için AİHS'teki bazı maddelerin de değişmesini öngören bir mekanizma getirmiştir.

c) 11 No'lu Protokol Sonrası Denetim Mekanizması

11. Nolu Ek Protokol ve Protokolün değiştirdiği şekliyle AİHS 01/11/1998 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 11 Nolu protokolün başlığı “Sözleşmenin kurduğu denetim mekanizmasının yeniden yapılanması ifadesini taşımaktadır. Bu ifade denetim mekanizmasının kökten değiştirilerek yeni bir kurum oluşturulduğunu , ancak sözleşme ve ek Protokollerde güvenceye alınan haklarla ilgili herhangi bir yenilik öngörmediğini kanıtlar niteliktedir.28 Protokolün yürürlüğe girmesinden sonra AİHM kurulmuş, artık hem devletler hem de bireyler Mahkemeye başvuru hakkına sahip olmuştur.
Yeni düzenlemeyle Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin yargısal işlevi sona ermiş olup bu sayede yargı işlevi, sistemin tam zamanlı çalışan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bünyesinde yer alan yargı mercilerinin münhasır yetkisi haline getirilmiş, politik tercih ve kararların etkisinden arındırılmıştır. Böylece denetim sistemi salt yargısal nitelik kazanması sağlanmıştır. Bu da, uyuşmazlıkların objektif adalet ve hakkaniyet ilkelerine uygun olarak çözümlenmesi ve de kurumlar arası görev karışımı olgusunun ortadan kaldırılması açılarından son derece önemli bir gelişmedir.

II)AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

A) GENEL OLARAK

Ek 11. Protokol Sonrası AİHK VE AİHD'nın yerini daha önce de belirttiğimiz gibi AİHM almıştır. Mahkemenin görev yeri Avrupa Konseyi’ nin de bulunduğu Fransa’nın Strasbourg şehri olarak belirlenmiştir. AİHM, Avrupa Konseyi'ne bağlı bir organdır. 
AİHM'de taraf devletlerin sayısına eşit sayıda yargıç bulunmaktadır. Aynı tabiiyeti taşıyan hakim sayısı yönünden hiçbir kısıtlama bulunmamaktadır. Yargıçlar her seferinde 6 yıllık süre için Avrupa Konseyi Parlementer Meclisi tarafından seçilir ve hakimlerin görev süresi 3 yıldır.
Yargıçlar hiçbir devleti temsil etmezler ve Mahkemede kendi adına görev yaparlar. Bağımsız ve tarafsızdırlar,görev süreleri 70 yaşına geldiklerinde biter.29 AİHM'in görevleri içinde hem bireysel başvuruları hem de devlet başvurularını kabul etmek ve AİHS m.3230'de de belirtildiği gibi sözleşmenin yorum ve uygulanması açısından31 görüş bildirmek yer alır. AİHM duruşmaları alenidir, sadece dostça çözüm için yapılan görüşmeler gizli kalır.32 Mahkeme önünde izlenen tam anlamıyla yargısal yöntemin esası; yüzyüzelik, sözlülük ve aleniyet ilkelerine dayanır33.

B) ÖRGÜTLENME ŞEKLİ

AİHM Komiteler, Daireler ve Büyük Daire olarak örgütlenmiştir. Komiteler 2, daireler 7, Büyük Daire 17 yargıçtan oluşmaktadır.
AİHS m.2734'de belirtildiği üzere Komiteler, başvuruların kabul edilebilirlik koşulları açısından inceleme yapar. Bu maddeye göre komiteler Mahkeme bölümleri içinden oluşturulmakta ve bölüm düzeyinde görev yapmaktadırlar. Komite üyeleri 12 aylık süreler için bölüm yargıçları arasından dönüşümlü olarak seçilir. Her komite 2 asıl 1 yedek üyeden oluşur ve komiteye en kıdemli yargıç başkanlık eder. Komiteler Mahkemeye yapılan kişisel başvuruları daha fazla incelemeye gerek olmadığı durumlarda; başvurunun oy birliği ile kabul edilmezliğine veya kayıttan düşürülmesine karar verebilir.
Daireler ise komitelerin kabul edilemezlik kararı vermediği bireysel başvuru ve devlet başvurularını kabul edilebilirlik koşulları ve esas hakkında inceleyip karara bağlar.Sözleşmede daire olarak adlandırılan kavram yerine iç tüzükte bölüm terimi kullanılmıştır. Bölüm ve daire terimleri sözleşme ve iç tüzükte aynı anlamı ifade etmektedir; bu nedenle bir davanın belirli bir bölüme gönderilmesi ile bu bölüm artık dava dairesi olarak adlandırılmaktadır35. Bölümlerin kuruluşları AİHM İçtüzüğünün 25. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre bölümler Mahkeme başkanının önerisi üzerine üç yıllık bir süre için kurulmaktadır. Mahkeme bünyesinde en az dört bölüm bulunmakta ve her yargıç bir bölümde görev yapmaktadır. Yargıçların bölümlere dağıtılmasında farklı hukuk sistemleri, coğrafi ve cinsiyet farklılıklarının eşit dağılımı gözetilir.
Büyük Daire ise ancak m.3136'de yetkileri belirtldiği üzere ve m.43 durumunda istisnai yargı yetkisini kullanır.37Kısaca açıklamak gerekirse; AİHS 30. maddesi uyarınca dava dairesine gelen bir başvuru sözleşme ve protokollerin yorumu açısından problem yaratıyor ve Daire’nin vereceği kararlar önceki içtihatları ile çelişiyor ise Daire yetkisinden Büyük Daire lehine feragat edebilir. Bu durumda feragat eden Daire yargıçları, Büyük Dairenin doğal üyesi olurlar. Ayrıca Sözleşme’nin 43. maddesi uyarınca Büyük Daire önüne gelen davalarda, daha önce bir Daire tarafından hükme bağlanmış başvuruların tekrar Büyük Dairede yargılanması söz konusudur. Sözleşmenin 30. ve 43. maddelerdeki koşullar ile önüne gelen davaları karara bağlar.

III) AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ'NE BAŞVURU

AİHM'e başvurular AİHS m.3338 belirtildiği gibi Devlet Başvurusu veya m.3439'te belirtildiği şekilde Bireysel Başvuru şeklinde olabilir. Başvuru bir üye devlet veya devletlerce yapılırsa devlet başvurusu, kişiler tarafından yapılırsa bireysel başvuru sözkonusu olur.40 Bu iki tür başvuruyu burada ayrı ayrı incelemekte yarar görüyoruz.

A) DEVLET BAŞVURUSU

Devlet Başvurusu, AİHS ve ek protokollerinde belirtilen temel hak ve özgürlüklerinin başka bir devlet tarafından, ihlal edildiğini düşünen bir devletin bu iddayla AİHM'e şikayette bulunmasıdır.
AİHS'i onaylayan devlet otomatik olarak devlet başvurusunu da kabul etmiş olur. Kısaca AİHS'i imzalamak üye devletlerin sorumluluğu olduğu gibi bir yükümlülüktür, başvuru hakkını tanıma da bu yükümlülüğü yerine getirmenin bir aracıdır. Bu yüzden de devletlerarası başvuru yoluna AİHS bakımından ortak güvence sistemi de denilebilir.41 Buradaki Ortak güvence kavramı sözleşmeye taraf tüm devletlerin sözleşme ile korunan hak ve özgürlüklerden ayrı ayrı sorumlu tutulmaları anlamına gelmekte böylece sözleşme taraf devletlere nesnel bir sorumluluk yüklemekte ve bir kamu düzeni oluşturma amacı gütmektedir42. 
Devlet başvurusunda bulunabilmenin koşullarından ilki eğer Devlet başvuruyu bir vatandaş adına gerçekleştiriyorsa, Mahkeme İç tüzüğünün 46. Maddesi43ne göre AİHS m.35'te öngörülen iç hukuk yollarının tüketilmesidir, diğer koşul ise bu tarihten itibaren 6 ay içinde başvurunun yapılmış olması gereğidir.44 Devletlerin başvuru haklarını kullanabilmeleri için sözleşmenin ihlalinden doğrudan veya dolaylı olarak zarar görmüş olmaları gerekmez.45 Dolayısıyla devlet başvurusu, devletlerin sübjektif haklarına ya da karşılıklılık ilkesine dayanmaz46 .Başvuruda bulunan devletin kendi vatandaşlarına karşı bir ihlalin yapılmasına gerek yoktur. Sözleşmeye taraf bir devlet kendi vatandaşlarının yanısıra, vatandaşı olmayan kişilerin, vatansızların, hatta şikayet ettiği devletin vatandaşlarının sözleşmedeki vatandaşlarının AİHS'teki haklarının ihlal edildiği iddiasyla bir başka sözleşmeci devlete karşı da başvuruda bulunulabilir.47 
Devletlere karşı başvuru yolu bugüne değin oldukça az kullanılmıştır. Bir başka devlete karşı AİHM'de açılan davalar doğal olarak davacı ve davalı devletin siyasi ilşkilerini zedelemektedir. Bu yüzden devletlerarası başvurularda genellikle dava açılmış olsa da dostça çözüm yoluna başvurulmaktadır. Bu açıklamaya Türkiye'ye karşı yapılan devlet başvurularını örnek verebiliriz. Bugüne kadar Türkiye aleyhine beş başvuruda bulunulmuştur; bunlardan üçü Kıbrıs Rum Kesimi’ ne aittir ve Bakanlar Komitesi Kararı ile sonuçlanmıştır. Diğer iki başvuru yukarıda da değindiğimiz gibi dostça çözüm yolu ile son bulmuştur.

B) BİREYSEL BAŞVURU

Kişinin hakları ihlal edildiği zaman izlenen geleneksel yol ulusal yetkili organlara başvurmaktır. AİHS ve Ek 11. Protokole kadar bireylerin bizzat başvuru yapabileceği uluslararası bir kurum uluslararası hukukta bulunmamaktaydı.İşte bu yüzden Bireysel Başvuru Hakkı uluslararası hukuk açısından çok büyük bir yenilik teşkil etmektedir.48 Bu yenilik klasik uluslararası hukuk teorisine göre devletin mutlak yargı yetkisine büyük bir istisna getirmesinden kaynaklanır. 
Artık AİHS Ek 11 Protokolü imzalayan devletler, yargı yetkisi içindeki bireylere uluslararası alanda kendilerine eşit bir konum verilmesini kabul etmiş olacaklardır. Bireysel başvuru hakkının devletlerce tanınmasının en büyük sonuçlarından biri de protokolü imzalayan devletlerin kendi ulusal mevzuatlarını AİHS'e uygun hale getirme zorunluluğunun bulunmasıdır.49
Bireysel başvuru genel olarak “Sözleşmeye taraf bir devletin yargı yetkisi içinde meydana gelen bir işlem ve eylemler nedeni ile sözleşmedeki haklarının ihlal edilmesinden zarar gördüğünü iddia eden kişilerin, o devlete karşı AİHM'e başvuruda bulunmaları”dır.50 Bireysel Başvuru Olağan ve Acil Başvuru olarak ikiye ayırabiliriz.

a) Acil Bireysel Başvuru

Acil Bireysel Başvuru AİHM İçtüzüğü m.4051'da yer almıştır. Yaşam hakkının ve işkence yasağının ihlali durumlarında acil başvuru söz konusu olur, bu tür durumlarda başvuru en kısa zamanda ilgili Hükümete bildirilerek bu konuda bilgi talep edilir. Mahkeme bu tür acil durumlarda başvurunun kabul edilir olup olmadığına hızlı bir şekilde karar verir.52
Ayrıca yapılan bir başvuru ile ilgili olarak, Daire veya Daire Başkanı İçtüzüğün 39. maddesi uyarınca tarafların isteği üzerine veya resen, tarafların menfaati için yapılan başvurunun amaca uygun olarak sonuçlanabilmesini sağlamak amacıyla geçici tedbir alabilir ve bunu taraflara bildirebilir.53

b)Olağan Bireysel Başvuru

AİHM Başvuru formunun gönderilip usul ve kurallarına göre sırasıyla incelenip karara bağlanmasına olağan başvuru denir. Olağan Başvurunun unsurları aşağıda detaylı olarak incelenecektir.

aa) Başvuruyu Kimler Yapabilir?

AİHS m.34'te başvurunun Yüksek Sözleşmeci Taraflardan biri tarafından ihlalinden zarar gördüğü iddiasında bulunan her gerçek kişi, hükümet dışı her kuruluş veya kişi grupları Mahkeme’ye başvurabilir denilmek suretiyle başvuru yapılabilecek kişileri belirtilmiştir.
Gerçek Kişiler; Herhangi bir ehliyet koşulu veya vatandaşlık bağı aranmamaktadır, yine tutuklu ve mahkumlar bu haktan yararlanabilmektedirler. Bireysel başvuru hakkını kullanabilmek için başvuruda bulunacak olan kişinin genel anlamda bir yararı olması gerekmektedir. Hükümet dışı kuruluş ile anlatılmak istenen kamu gücü kullanmayan özel hukuk kişileridir. Bu açıdan belediyeler ve bu tarz yerel yönetim kurumları kamu kurumu niteliklerinden dolayı bireysel başvuru hakkını kullanamazken; buna karşılık dini cemaatler, ticari şirketler, sendikalar, siyasi partiler, sosyal ve hayır amaçlı derneklerin bireysel başvuru hakkı bulunmaktadır54. Birey topluluğu, aynı çıkarları paylaşan sözleşme ihlalinin mağduru olduklarını öne süren tüzel kişilik taşımayan geçici fiili topluluklar anlamındadır.55

bb) Başvuru Yapabilmenin Koşulları:

Başvuruların kabul edilebilirlik nedenleri AİHS m.3556'te belirlenilmiştir.

aaa)İç Başvuru Yollarının Tüketilmiş Olması

İç Başvuru yollarının tüketilmesi, Uluslar arası bir yargı organına başvurmadan önce aleyhine başvuru yapılan devletin iç hukukunun öngördüğü bütün yollara başvurulmuş olmasıdır. İç hukuk yollarının tüketilmesi bir uluslararası hukuk kuralıdır ve devletin egemenlik haklarına saygı ilkesinin bir sonucudur. 
İhlaller ilk olarak devletin kendisi tarafından düzeltilmelidir bunun bir yansıması olarak da AİHM bireyin haklarını korumada ikincil bir organdır.57 Hangi iç hukuk yollarının tüketileceği uyuşmazlığın türüne ve ulusal hukukun öngördüğü imkanlara göre belirlenmelidir.58Fakat bu kuralın kullanılabilmesi için iç hukuk başvuru yollarının gerçekte de fiilen kullanılır ve sonuç verir nitelikte olması gerekir. Aksi takdirde, “iç başvuru yollarının tüketilmiş olması koşulu yerine getirilmiş sayılır”.59 Burada önemli olan bir nokta da iç hukuk yollarının bireylerce doğrudan kullanılabilir olmasıdır.Eğer başvurucunun bir hukuk yolunu kullanabilmesi ,bir başka makam veya merciin takdirine veya iznine bağlıysa, doğrudan kullanma olanağı yok demektir.60 Komisyon ve AİHM karara etki etme şansı sıfırdan yüksek olan tüm iç hukuk yollarına başvurulması gerektiğini vurgulamıştır.61 AHİK 8990/80 No'lu Guincho v. Portekiz62 davasında başvurulması gereken iç hukuk yollarının hızlı ve dolaylı olmayan tüm yollar demek suretiyle nitelendirmiştir.63
İç hukuk yolları başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olmalıdır. Ancak istisnai durumlarda örneğin, iç hukuktaki nihai kararın başvuru yapıldıktan kısa bir süre sonra Mahkemeye verilmesi ancak henüz kabul edilebilirlik kararı verilmeden önce Mahkeme'ye ulaşması halinde AİHM'in bu başvuruyu ele alabileceği kararı vermiştir.64
Birden çok iç hukuk yolunun bulunması halinde bunlardan birinin tüketilmesi iç hukuk yollarının tüketilmesi için yeterlidir65.İç hukuk yollarının tüketildiğini kanıtlama yükü başvurana düşer. Kanıtlarken başvuranın gerekli bilgi ve belgeleri Mahkemeye sunması gerekir. Ancak başvuranın tüketmediği iç hukuk yolları olduğunu kanıtlama görevi de devlete düşer. Devlet ilgilinin, başvuru yollarının tükenmediğine dair bir itirazda bulunmazsa Mahkeme iç hukuk yolları tüketilmiş gibi başvuruyu sonuca bağlar66. 
AİHM iç hukuk yollarının tüketilmesi kuralının “bir dereceye kadar esneklikle ve aşırı derecede şekilcilikten uzak biçimde” uygulanmasından kaçınmak gerektiğini kabul etmiştir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, bazı durumlarda iç hukuk yollarının tüketilmesine gerek yoktur.
Yetersiz ve Etkisiz iç hukuk kurallarının varlığı durumunda iç hukuk yollarına başvurulmasa bile AİHM'e başvuru yapılabilir. Yetersiz ve Etkisiz İç hukuk kurallarının varlığı teriminden: Sözleşmeye aykırı bir idari pratiğin bulunması, yasa ile yargı yolunun kapanması,Ulusal mevzuatın AİHS'e aykırı olması, sözleşmeye aykırı yerleşmiş bir içtihatın bulunması, iç hukuk yollarının tüketilmesinin devlet görevlilerince engellenmesi, iç hukukta başvurulan yoldan makul sürede sonuç alınamaması anlaşılmalıdır.67
Bu koşulun yerine getirilmemesi nedeniyle başvurunun kabul edilmemesi durumunda sonuç geçicidir. İç hukuk yollarının tüketilmesi sonrasında AİHM'e tekrar başvuru yapmak mümkündür.

bbb) Altı Ay Sürenin Geçirilmemiş Olması

Mahkeme, sürenin hesaplanışında başvurunun postaya verildiği tarihi esas almaktadır. Altı Aylık Süre kuralını daha detaylı açıklayabilmemiz için bu kuralın uygulanmasını farklılaştıran, temel kritere (iç hukuk yollarının tüketilip tüketilmediğine) göre bir ayrım yapmamız gerekir.

i)İç Hukuk Yollarının Tüketilmesi Durumunda

Başvurucu, iç hukuk yollarını tüketerek elde ettiği kesin/nihai karar tarihinden itibaren altı aylık süre içinde Mahkemeye başvurmalıdır. Altı aylık süre hak düşürücü süredir, dolayısıyla süre koşuluna uyulmaması halinde , olası şikayetçi AİHM'ne başvurarak hakkını araması imkanından yoksun kalır; başvurusu kabul edilmezlik kararı ile rededilir.68 Altı aylık sürenin başlangıcı kural olarak kararın yazılı olarak bildirildiği tarih değil,kararın öğrenildiği tarih esas alınır. Eğer karar başvurucunun da katıldığı bir oturumda alınmışsa, altı aylık süre duruşma tarihinde başlar.69
Kesin hüküm niteliğinde olmayan ulusal Mahkeme ve savcılık kararlarına karşı iç hukukumuzda öngörülen ve AİHM'e başvuru için de tüketilmesi zorunlu olan bir yol itiraz yoludur. Türkiye'de adli idari ve askeri davalarda karara karşı asli kanun yolu temyizdir. Karar düzeltme yolu hukuk ve idare davalarında tüketilmesi gereken bir iç hukuk yolu sayılırken ceza davalarında ise tüketilmesi gereken bir iç hukuk yolu değildir. 
Anayasa Mahkemesine başvuru ise davanın görüldüğü Mahkemenin istemi ciddi görüp görmemesi başvuranın istemiyle bağımsız olması nedeniyle doğrudan bir hukuk yolu sayılmamaktadır.70 Bu iç hukuk yollarına başvurmamış kişi doğrudan AİHM'e gittiğinde talep reddedilmektedir. Buna örnek olrak AİHM 16815/90 sy.'lı başvuruyu gösterebiliriz. Olayda Devlet Hastanesinde yanlış tedavi gördüğünden yakınan kişi,iddia ettiği zararın tazmini maksadıyla Türk İdari Mahkemeleri önünde dava açmadığı nedeniyle Başvurusu reddedilmiştir.71

ii) İç Hukuk Yolunun Etkili Olmaması Halinde

Başvuruya konu olay ile ilgili olarak , iç hukuk yollarının etkin olmaması durumunda süre, olay veya işlemin öğrenilmesinden itibaren başlar.Ayrıca iç hukuk yollarının etkili olmadığı, iç hukuk yollarının tüketilmeye başlanmasından sonra öğrenilmişse, süre başlangıcı iç hukuk yollarının etkili olmadığının öğrenilmesinden itibaren başlar.72
Eğer AİHS'in sürekli şekilde ihlali söz konusuysa, ihlalin devam etmesi diğer bir deyişle süregelmesi durumunda eğer yapılan ihlale karşı başvurulacak iç hukuk yolu da mevcut değilse Mahkemeye başvuru süresi hakkın çiğnenmesinin sona ermesiyle başlar73.
Sürenin durmasının mümkün olamaması Gölcüklü Hocamızın belirttiğinin aksine söz konusu değildir. Sürenin durması genel olarak Mahkeme Tüzüğü m. 47/5 uyarınca başvurunun özet olarak Mahkemeye verilmesi yararlıdır. Bu tür bir yazının Mahkeme Kalemine ulaşması durumunda gerçekleşecektir.74
Özellikle 1993 ve 1997 yıları arasında Türkiye'nin Güneydoğu bölgesinde meydana gelen öldürme, işkence, köy boşaltma gibi olaylara ilişkin iç hukuk yolları tüketilmeden davalarda AİHM başvurucular bakımından iç hukuk yollarının etkisiz olduğu gerekçesiyle Türk Hükümetinin red istemini red etmiş ve başvuruları kabul etmiştir.75
İç Hukuk Yollarının etkisiz olmasının çeşitli örneklerini Türkiye Hükümeti'nin taraf olduğu davalarda görmek mümkündür.
Bunlardan bazıları: Sözleşmeye aykırı uygulamanın idari pratik hale gelmesi, iç hukuk yoluna başvurma halinde güvenlik güçlerinin misillemesiyle karşılaşma tehtidi, Yasal bir engel bulunması, Yerleşik bir içtihat bulunması, iç hukuktaki inceleme süresinin ihlali gidermekteki yetersizliğidir. Örneğin bugünlerde sıkça rastlanan uzun ve haksız gözaltı ve tutuklama süreleri ve bu sürelerin AİHS m.2 yaşam hakkının açık bir ihlalini oluştuması. Bu ihlaller nedeniyle açılan davalarda Ceza Mahkemeleri'nin tazminata hükmetmemesi veya çok az bir miktar tazminata hükmetmesi güncel bir örnek sayılabilir.

ccc) Başvurucunun Kimliğinin belirli Olması

AİHM İçtüzüğü m. 47/3'e göre isimsiz veya imzasız Başvurular İşleme konulamaz.AİHM, ancak kimliği açıkça belli olan kişilerin başvurularını kabul edebilir. Bununla birlikte, başvurucu eğer kimliğinin kamuya açıklanmasını istemezse, kimliği saklı tutulabilir.

ddd) Başvurunun Daha Önce İncelenmiş Bir Başvuru İle Aynı Olmaması

Başvuru daha önce AİHM tarafından incelenmiş,bir konu ile esas itibariyle aynı ise ve yeni bilgi içermiyorsa,ele alınmaz. Örneğin daha önce iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle reddedilen bir başvuru, iç hukuk yollarına başvurmadan tekrar Mahkemeye sunulursa aynı içerikten dolayı reddedilir.76

eee) Başka Bir Uluslar arası Soruşturma ve İnceleme Merciine veya Uluslar arası bir Mahekeme'ye Sunulmuş Olmaması

Sözleşmenin 35. maddesinin 2. bendinde yer alan bu koşul aynı konuda birden çok uluslararası makama başvurulmasını önlemektedir. Bu gerekçeyle başvurunun reddedilebilmesi için Mahkemeye yapılan başvurunun konu, taraf ve dayandığı olaylar açısından daha önce yapılan başvuru ile aynı olması gerekir77. Örneğin, işkence gördüğü iddiasıyla bir kişi AİHM'den önce BM İnsan Hakları Komitesi'ne başvuruda bulunmuşsa Mahkeme bu başvuruyu artık kabul etmeyecektir.78

fff) Başvuru Açıkça Temelden Yoksun Olmaması

Mahkeme genel olarak diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırmakta son olarak esasa ilişkin bir temellendirmenin AİHS kapsamında olup olmadığını tespit etmelidir. Mahkeme kabul edilirlik aşamasında, başvuranın Mahkemeye sunduğu bilgi ve belgelere göre olayın esasına inmeden kanıttan yoksun ve sözleşmenin ihlali sonucunu doğurmayan olayları içeren başvuruları açıkça temelden yoksunluk nedeniyle reddetmektedir.
Başvurucularının AİHM'i ulusal yargı yollarının denetleyicisi veya karar düzeltici bir makam olarak görmesi başvuruları temelden yoksun kılan pratikte karşılaşılan bir nedendir. Örneğin; Türkiye'ye karşı yapılan bir başvuruda79 , Burdur Ağır Ceza Mahkemesi Tarafından yargılanan bir kişi, suç tarihinde suç yerinde olmadığı idda edilerek yargı makamlarının delilleri yanlış değerlendirdiği gerekçesiyle Adil Yargılanma Hakkının İhlal edildiğini ileri sürülmüştür.Komisyon bu başvuruyu ikinci bir temyiz makamı olmadığı gerekçesiyle reddetmiştir.80

ggg) Başvuruda Hakkın Açıkça Kötüye Kullanılmaması

Komisyon İçtihatlarına göre, sözleşmenin koruduğu bir hak veya özgürlüğe ilişkin olmayan ve salt siyasal propaganda amacıyla yapılan başvurular, şikayet edilen devlete veya Komisyon Üyelerine hakaret niteliği taşıyan, yanıltıcı nitelikte gerçekdışı bilgi veren başvurular , başvuru hakkının kötüye kullanılması sayılır.81

hhh) Başvurunun Sözleşme ile Bağdaşır Olması

Başvuruda ihlal edildiği iddia edilen hak veya özgürlük AİHS ve Ek protokollerinde yer almalıdır. Ayrıca AİHS'in konu,zaman,kişi ve yer bakımından yetkisinin buluması gerekir. Kişi bakımından AİHS'in uygulanamayacağı ve dolayısıyla AİHM'e başvurunun yapılamayacağı bir duruma örnek olarak başvurunun bir devlete karşı değil de özel bir kişiye karşı Mahkeme'de dava açılması sayılabilir. Yine konu bakımından bir kişinin memur seçilmemesinin AİHS'e aykırı olduğunu ileri sürerek Mahkeme'ye başvuruda bulunması AİHS'in böyle bir hak öngörmemesi nedeniyle başvuru kabul edilemez.

C) AİHM Başvuru Prosedürü

Başvurunun AİHS m. 34 ve İçtüzük m.47 uyarınca Mahkeme Yazı işleri Müdürlüğü tarafından hazırlanan başvuru formu ile yapılması gerekmektedir. Bu başvurular Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğü bu başvuruları kayda alır. Başvuru formu mümkünse Mahkemenin resmi dili olan İngilizce veya Fransızca dillerinde yapılmalıdır.82 Fakat başvurunun kabul edilebilirlik aşamasına kadar olan zaman içinde devletler başvurularda sözleşmeci devletin resmi dilini de kullanabilir. Yargılama işlemlerine Devletlerin kendi dilinde devam edebilmek için Mahkeme İçtüzüğün 34/5 Maddesi uyarınca Daire Başkanın'ndan talepte bulunulmalıdır. Başvuru hiçbir harca tabi değildir. Davanın Kaybedilmesi durumunda davalarının masraflarını ödemek söz konusu değildir.83
Başvurular Mahkeme başkanına yapılır. Devlet başvurularında Mahkeme başkanı bu başvuruyu davalı devlete tebliğ eder. Bireysel başvurularda ise başkan başvuruyu iş yükü ve ulusal yargıcın bulunduğu bölümü de dikkate alarak dava dairelerinden birine gönderir.

D) AİHM Yargılaması

Her bireysel başvuru bir Bölüme verilir ve Bölüm başkanı bir raportör atar. Başvurunun ilk incelemesinden sonra, raportör bunun üç üyeli bir komite tarafından mı,yoksa Daire tarafından mı inceleneceğine karar verir. Komite, oybirliği ile, bir başvuruyu kabul edilemez bulabilir veya bu kararın başka inceleme yapılmaksızın alınabildiği durumlarda, kayıttan düşürebilir.84Bireysel başvurularda kabul edilirlik kararı komite ya da daire tarafından alınabilir.
Ancak devlet başvurularında kabul edilirlik kararında sadece daire tarafından verilir. AİHS m. 3885 kabul edilirlik kararının verilmesinden sonra olayların saptanması ve başvurunun esas açısından incelenmesi sürecine geçilir. 
Mahkeme gerek duyduğu taktirde soruşturma yapar. Mahkeme soruşturma yaparken tarafların yazılı olarak sundukları görüş ve kanıtlardan yararlanır, gerektiğinde taraflardan ek bilgi ister.86Bunun yanı sıra yapılan soruşturma esnasında ilgililerin Mahkemeye gereken kolaylığı göstermeleri ve Mahkemece istenilen bilgi ve belgeleri sunma yükümlülükleri vardır. 
Esas açısından incleme safhasında Mahkeme bir yandan şikayet konusu olayları incelerken öbür yandan taraflar arasındaki uyuşmazlığın dostça çözüme kavuşması için faaliyette bulunur. Ancak dostça çözüm girişiminden herhangi bir sonuç alınamazsa başvuru hakkındaki nihai karar verilir.87.Bu esasa ilişkin kararla taraf devletçe bir hak ihlalinin olup olmadığı saptanır.
Mahkeme tarafından sürdürülen yargılama faaliyetinin son safhası karar aşamasıdır. Mahkemenin davayı sonuçlandıran 3 tür kararı vardır. Bunlardan birincisi kabul edilmezlik kararıdır. Kabul edilmezlik kararı sözleşmenin 28 ve 29. maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre komiteler yapılan bireysel başvurularını kabul edilemezliğine karar verebilecektir. Komitenin başlangıçta kabul edilemez bulmadığı ve dava dairesine giden başvurular hakkında yargılamanın her aşamasında kabul edilemezlik kararı verilebilecektir.
3. karar kabul edilirlik kararıdır. Ve bu karar soİkinci karar davanın düşürülmesi kararıdır. Sözleşmenin 37. maddesinde belirtilen hallerde ve dostça çözümün uygulandığı durumlarda mahkeme davanın düşürülmesi kararı verebilir.
3.AİHS m.4188'e göre başvurunun başvurucunun lehine sonlanması halinde kısaca Davalı Devletin sözleşmeyi ihlal ettiği kararlaştırıldığında; davalı devletin iç hukuku bu ihlalin düzeltilmesine izin vermiyor veya kısmen düzeltilmesine izin veriyorsa, Mahkeme gerekli gördüğü takdirde zarar gören tarafa hakkaniyete uygun bir tazminat verilmesine hükmedebilir.89
Dairenin karara varmasından üç ay içinde, davada a)sözleşme'nin yorumunu etkileyecek ciddi bir meselenin varlığı veya b)Sözleşmenin uygulanmasını tkileyecek ciddi bir meselenin varlığı, c) Genel olarak ciddi bir meselenin varlığı halinde dava temyiz mercii olarak adlandırılabilecek bir dueum söz konusuysa başvuran davayı Büyük Daire'ye daire kararının bozulması talebiyle gönderebilir.90
Eğer heyet talebi kabul ederse, Büyük Daire davayı çoğunlukla karara bağlar. Bu
karar kesin hüküm niteliğindedir. Mahkemenin bütün kesin kararları ilgili davalı devlet için zorlayıcıdır.91
Türkiye açısından, Mahekemenin kararları Bakanlar Komitesi nezaretinde uygulanır. Uygulamada Türk Hükümeti Mahkemenin kararı doğrultusunda aldığı önlemleri Bakanlar Komitesi'ne bildirecektir. Bakanlar Komitesi Türk Hükümeti tarafından adil karşılıklar ödenip ödenmediğine ilişkin olarak yönergeler çıkartmaktadır.

SONUÇ

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi insan haklarını korumaya yönelik çok önemli bir belgedir. Bu Sözleşmeyi imzalayan 46 ülke açısından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi adeta bir devrim niteliğindedir . Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi şüphesiz ki 20. Yüzyılın İnsan hakları ihlallerine karşı AİHS Ek 11. Protokol tarafından düzenlenmiş Uluslararası hukukun en büyük yaptırımıdır. Fakat unutulmamalıdır ki AİHM ulusal hukuk kurumlarının bir temyiz mercii değil, İnsan Haklarını korumak ve bu hakların ihlali durumunda ihlal eden kurumu cezalandırmak işlevli caydırıcı bir Mahkemedir.
AİHM'ne başvuru onu imzalayan devletlerin yargı yetkisindeki kişilerin yapılan ihlalleri Mahkemeye taşımasıyla gerçekleşir. Mahekemeye başvuru devlet başvurusu ve bireysel başvuru olarak ikiye ayrılmaktadır. Bugüne kadar en çok bireysel başvuru hakkı kişilerce kullanılmıştır. Bireysel Başvuruların Mahkemece kabul edilebilmesi için çeşitli kriterler vardır. Bunlardan en önemli iki kriter, iç hukuk yollarının sonuna kadar kullanılmış olması ve son karar tarihinden itibaren 6 aylık sürenin geçirilmemiş olmasıdır. İç hukuk yollarına başvurulmuş olması AİHM'in ikincil bir yargı organı olduğunu ve öncelikle devletlerin iç yargı yetkisinin kullanılması gerektiğini kanıtlar. AİHM Uluslararası alanda etkin bir role sahip adeta Avrupa İnsan Sözleşmesi'nin uygulama ve denetim mekanizmasıdır. 
Türkiye AİHS'i imzalamış ve AİHM'in yetkisini kabul etmiş bir ülkedir. Aynı zamanda Rusya'dan sonra kendisine en çok başvuru yapılan Yüksek Sözleşmeci taraftır. 90'lı Yıllarda Türkiye'ye karşı yapılan başvurularda başvuru konuları genellikle yaşam hakkının ve işkence yasağının ihlali idi. AİHM'in verdiği tazminat kararları sonucunda ülkemizde zorunlu da olsa İnsan Hakları Konularında bir çok olumlu gelişme yaşanmıştır. Örneğin son yıllarda kolluk güçlerinin işkence ve hukuka aykırı davranışlarının azalması başvuru sayısını azaltmış ve Türkiye'nin itibarının geri kazanmasını sağlamaıştır. Umarız AİHM'in insan haklarını sağlamaya yönelik bu misyonu hiçbir siyasi otorite tarafından etkilenmeksizin, tarafsız olarak devam eder.

KAYNAKÇA

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Yazı İşleri Müdürü’nün Bilgi Belgesi, 
Kaynak: http://www.echr.coe.int/ECHR/EN/ 
BIÇAK Vahit, Yeni Yapısıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi , Liberal Düşünce Dergisi, 2003, Sayı:16.
ÇİNKILIÇ, Mustafa, AİHM ve Bireysel Başvuru.
Kaynak: http://www.barobirlik.org.tr/ihep/belgeler/dersnotlari 
DOĞAN Naci,11 No.lu Protokol Bağlamında Avrupa Konseyi Denetim Sisteminin Kurumsal Yapı ve Yargısal İşleyişi Açısından Kazanımları, 
Kaynak: http://www.danistay.gov.tr. 
GEMALMAZ Mehmet Semih, İnsan Hakları Hukuku’nun Genel Teorisine Giriş, 4. Bası, Beta Yayınevi, İstanbul, 2003.
GÖZÜBÜYÜK Şeref, GÖLCÜKLÜ Feyyaz, AİHS ve Uygulaması, 6. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara, 2005.
JACOBS, Francis, WHITE , Robin, The European Convention on Human Rights, Clarendon Press, 2. Basım, Oxford, 1996.
KALABALIK Halil, İnsan Hakları Hukuku Ders Notları, 1. Bası, Değişim Yayınları, İstanbul, 2004.
MERRILLS, J. G, ROBERTSON,A.H, Human Rights in Europe, Manchester University Press, 4. Bası, İngiltere, 2001.
ÖKTEM Emre, AİHS’ne Ek 11. Protokol Üzerine, Coşkun Kırca’ya Armağan, Galatasaray Üniversitesi Yayınları sayı:2, s.217.
ÖZDEK Yasemin, Avrupa İnsan Hakları Hukuku ve Türkiye, 1. Bası, TODAİE Yayın Merkezi, Ankara, 2004.
REİSOĞLU Safa, Uluslar arası Boyutlarıyla İnsan Hakları, 1. Bası, Beta Kitabevi, İstanbul, 2001.
SIMMONS Alan, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi'ne Başvuru, 1.Bası, Legal Yayınları, İstanbul, 2005.
SUR Melda, Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’na Kişisel Başvuru, İzmir Barosu Dergisi, Yıl: 58, Sayı: 2, Nisan, 1993.
TANRIKULUM. Sezgin,İnsan Hakları Mahkemesine Bireysel Başvuru Kitabı, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2004.
TEZCAN Durmuş, ERDEM Mustafa Ruhan, SANCAKTAR Oğuz, AİHS Işığında Türkiye’nin İnsan Hakları Sorunu, 2. Bası, Seçkin Kitabevi, Ankara, 2004.
TURMANGİL Cihan, AİHS’nin 25. Maddesi ve Türkiye Örneği: Bireysel Başvuru Hakkının Kullanılmasında 7. Yıla Doğru, İnsan Hakları Merkezi Dergisi, Cilt:2, Sayı: 2, Ekim, 1994.
YAMAN Hamza, AİHM’ne Müracaat Usul ve Esasları, 1. Bası, Mahalli İdareler Derneği Yayını, Ankara, 2004.

1Özdek, Yasemin, Avrupa İnsan Hakları ve Türkiye,1. Bası, TODAİE Yayın Merkezi, Ankara, 2004, s.29.
2Belçika, Fransa, Lüksemburg, Hollanda, İngiltere, Danimarka, Norveç, İrlanda, İtalya ve İsveç.
3Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Yazı İşleri Müdürü’nün Bilgi Belgesi,( http://www.echr.coe.int/ECHR/EN/). 
4Yaman, Hamza, İnsan Hakları Mahkeme'sine Müracaat Usul ve Esasları, 1. Bası, Mahalli İdareler Derneği Yayını, Ankara, 2004,s. 12.
5Tezcan Durmuş, Erdem Mustafa Ruhan, Sancaktar Oğuz, AİHS Işığında Türkiye’nin İnsan Hakları Sorunu, 2. Bası , Seçkin Kitapevi , Ankara 2004, s.27.
6Özdek,s.31. 
7Kalabalık, Halil, İnsan Hakları Hukuku Ders Notları, 1. Bası, Değişim Yayınları, İstanbul, 2004, s.113.
8Bkz. AİHS eski m. 19 ve 32. 
9 Tezcan, Erdem, Sancaktar, s. 101.
10 Gemalmaz, Mehmet Semih, Ulusalüstü İnsan Haklarının Genel Teorisine Giriş, 4. Bası, Beta Yayınevi, İstanbul, 2003,s.694.
11Madde 1 
İnsan Haklarına saygı yükümlülüğü
Yüksek Sözleşmeci Taraflar, kendi yetki alanları içinde bulunan herkese bu Sözleşme’nin birinci bölümünde açıklanan hak ve özgürlükleri tanırlar. 
12Özdek, s.33.
13Madde 5 
Özgürlük ve güvenlik hakkı
1. Herkesin kişi özgürlüğüne ve güvenliğine hakkı vardır. Aşağıda belirtilen haller ve yasada belirlenen yollar dışında hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz. 
a) Kişinin yetkili Mahkeme tarafından mahkum edilmesi üzerine usulüne uygun olarak hapsedilmesi; 
b) Bir Mahkeme tarafından, yasaya uygun olarak, verilen bir karara riayetsizlikten dolayı veya yasanın koyduğu bir yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak için usulüne uygun olarak yakalanması veya tutulu durumda bulundurulması; 
c) Bir suç işlediği hakkında geçerli şüphe bulunan veya suç işlemesine ya da suçu işledikten sonra kaçmasına engel olmak zorunluluğu inancını doğuran makul nedenlerin bulunması dolayısıyla, bir kimsenin yetkili merci önüne çıkarılmak üzere yakalanması ve tutulu durumda bulundurulması; 
d) Bir küçüğün gözetim altında eğitimi için usulüne uygun olarak verilmiş bir karar gereği tutulu durumda bulundurulması veya kendisinin yetkili merci önüne çıkarılması için usulüne uygun olarak tutulu durumda bulundurulması; 
e) Bulaşıcı hastalık yayabilecek bir kimsenin, bir akıl hastasının, bir alkoliğin, uyuşturucu madde bağımlısı bir kişinin veya bir serserinin usulüne uygun olarak tutulu durumda bulundurulması; 
f) Bir kişinin usulüne aykırı surette ülkeye girmekten alı konmasını veya kendisi hakkında sınır dışı etme ya da geriverme işleminin yürütülmekte olması nedeniyle usulüne uygun olarak yakalanması veya tutulu durumda bulundurulması; 
14Özdek,s.34.
15Madde 59 
İmza ve onay
1. Bu Sözleşme, Avrupa Konseyi üyelerinin imzalarına açıktır. Sözleşme onaylanacaktır. Onaylama belgeleri Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne verilecektir.
2. Bu Sözleşme, on onaylama belgesinin verilmesinden sonra yürürlüğe girecektir. 
3. Sözleşmeyi daha sonra onaylayacak olan imzacılar için Sözleşme, onaylama belgesinin verilmesinden itibaren yürürlüğe girecektir. 
4. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, Sözleşmenin yürürlüğe girdiğini, Sözleşme’yi onaylayan Yüksek Sözleşmeci Tarafların adlarını ve daha sonra gelecek olan onaylama belgelerinin verilişini bütün Avrupa Konseyi üyelerine bildirecektir. 
16Özdek,s.39.
17Madde 58 
Feshi ihbar
1. Bir Yüksek Sözleşmeci Taraf, bu Sözleşme’yi ancak Sözleşme’ye taraf olduğu tarihten itibaren geçecek beş yıllık bir süre sonunda ve Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne altı ay önceden haber verilecek bir ihbarla feshedebilir. Genel Sekreter bunu, diğer Yüksek Sözleşmeci Taraflara bildirir. 
2. Bu fesih işlemi, feshin geçerli sayıldığı tarihten önce işlenmiş ve yükümlülüklerin ihlali niteliğinde sayılabilecek olan bir fiil dolayısıyla, ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın bu Sözleşme’den doğan yükümlülüklerinden kurtulması sonucunu doğurmaz.

E - Tahsilat

 

 

YERİMİZ

 

İLETİŞİM

hafta içi 09:00 - 18:00

 

Cevizli Mah. Mustafa Kemal Cad. Enderun Sok.

No:15 K:3 D:7 Kartal / İstanbul

 

Telefon : 0216 457 14 61

Mobil : 0532 491 35 06

E-posta : dogan@avukatguney.com

Tüm Hakları Saklıdır. Copyright © Av. Doğan Güney YILMAZ

Sitemap      Tasarım : interbim.com

Hukuki Uyarı : Bu sitede paylaşılan bilgiler yalnızca bilgilendirme amaçlı olup, Türkiye Cumhuriyeti Barolar Birliği'nin ilgili düzenlemeleri uyarınca reklam, teklif, hukuki öneri veya danışmanlık teşkil etmez. Sitede sunulan bilgiler hakkında Güney Hukuk ve Danışmanlık Bürosu ve Av.Doğan Güney Yılmaz sorumluluk kabul etmez. Bu sitede paylaşılan bilgiler, büronun logosu ve sair veriler Güney Hukuk ve Danışmanlık Bürosu adına Av.Doğan Güney Yılmaz'a ait olup, büronun yazılı izni olmaksızın kullananlar hakkında yasal işlem yapılır.